| Yazar: | Kolektif |
|---|---|
| İncele: |
Tükendi
Gelince Haber Ver



Sayıca az olanların, çoğunluğa galip geldiği nice hadise vardır tarihte. Kimi zaman büyük krallar; kalabalık ordularına, ihtişamlı donanmalarına ve göz kamaştıran ünvanlarına güvenerek küçük gördükleri beldelerin kapısına dayanmış; fakat umdukları zaferin yerine ağır bir hezimetle karşılaşmıştır. Tarih, gücüne güvenip kibre kapılanların da; sayı bakımından az olsa da iman, cesaret ve sebatla ayakta kalanların da unutulmaz hikâyeleriyle doludur.
İspanya Kralı Şarlken, döneminin en büyük Avrupa hükümdarlarından biriydi. İspanya’ya, Avusturya’ya, Almanya’ya ve deniz aşırı topraklara hükmediyor; ordularına ve donanmasına güveniyordu. Fakat bütün bu kudretine rağmen Kanuni Sultan Süleyman Han’ın karşısına çıkmaya bir türlü cesaret edememişti. Sultan Süleyman Han’ın seferlerini ve Osmanlı’nın peş peşe kazandığı zaferleri uzaktan izlemekle yetinmişti. Doğrudan Osmanlı ordusuyla karşı karşıya gelmeyi göze alamayan Şarlken, beklediği fırsatı bu kez merkeze uzak, müdafaasını zayıf sandığı bir Osmanlı beldesinde buldu. Nihayet gözünü Cezayir’e dikti. Ona göre Cezayir, kolayca ele geçirilebilecek bir yerdi.
Oysa Cezayir, Şarlken’in sandığı gibi sahipsiz değildi. Barbaros Hayreddin Paşa, burayı vekâleten Hasan Ağa’ya emanet etmişti. Hasan Ağa, sadakati, cesareti ve dirayetiyle Barbaros Hayreddin Paşa’nın güvenini kazanmış hizmetlisi idi. Şarlken, içinde 50 bin civarında denizci ve kara askerinin bulunduğu 514 gemilik muazzam bir donanmayla Cezayir önlerine geldi. Karşısında ise yalnızca 800 Türk levendi ve birkaç bin gönüllüyle şehri müdafaa eden Hasan Ağa vardı.
Zahirde güç dengesi Şarlken lehineydi. Ne var ki tarih, görünen hesapların çok ötesinde şekillenmiştir. Sonunda koskoca imparator, yiğit kumandan Hasan Ağa karşısında mağlup oldu. Kolay lokma sandığı Cezayir, onun için büyük bir hezimete dönüştü.
Bu ayki dosyamızda, Hasan Ağa’nın destanlaşan Cezayir müdafaasını ele aldık. İstifadeli okumalar dileriz.